
İnsan bazen bir şeyi yapamadığı için değil, henüz yapmadığı için yoruluyor.
Aklımın bir köşesinde uzun zamandır bir istek duruyor. Bazen ona yaklaşınca heyecanlanıyorum, bazen hemen başka bir işle oyalanıyorum. Tamamen bırakmıyorum; yalnızca biraz daha ileri itiyorum.
Bir gün başlayacağım. Bu cümleyi kendime kaç kere söylediğimi bilmiyorum.
İşler biraz sakinleşince. Daha çok param olunca. Kendimi daha hazır hissedince. Şu sorumluluklar azalıp önümde biraz boşluk kalınca.
Önümdeki günlerin boşalmasını beklerken hayat boş durmadı. Bir iş bitti, yenisi başladı. Bir yakınımın desteğe ihtiyacı oldu. Evde yapılması gerekenler çıktı. Yoruldum. Sonra bekleyişin kendisi hayatımın düzenli bir parçası oldu. İstediğim şey hâlâ aklımdaydı ama artık ona yaklaşmıyordum. Onu düşünmekle yetiniyordum.
***
Ertelenen şeyler uzaktan bakınca hep güzel görünür.
İçinde hata yoktur. Henüz kimse seni yetersiz bulmamıştır. Başarısız olma ihtimalin de, başarırsan ne yapacağını bilememe ihtimalin de gerçekte yaşanmamıştır. Daha başlamadığın için hepsi hâlâ sana aittir.
Başlamak başka. Başlayınca fikir takvime ve emeğe dönüşür. İlk deneme düşündüğün kadar iyi çıkmayabilir. Ne kadar bilmediğini görürsün. Hevesin her gün aynı güçte kalmaz.
Belki de bu yüzden bekliyorum. İçimde taşıdığım ihtimalin gerçek hayatta sınanmasından çekiniyorum.
***
Beklemek için her zaman makul bir neden bulabiliyorum. Bu hafta çok yoğunum. Şimdi para harcamak doğru olmaz. Önce şu işi bitireyim. Biraz daha araştırayım.
Bunların hiçbiri tek başına yanlış değil. Ama bekleyiş uzadıkça gerekçeler de çoğalıyor, her biri bir sonrakine bağlanıyor. Bir noktada fark ediyorum ki başlamamak için bir engel aramıyorum. Başlamamayı sürdürmemi sağlayacak yeni bir sebep buluyorum.
Bunu itiraf etmek hoş değil. O zaman bütün suçu koşullara yükleyemiyorum.
Gerçekten yapamıyor muyum, yoksa yapmaya başlayınca neyle karşılaşacağımdan mı korkuyorum?
***
“Pazartesi başlayacağım” diyorum.
Pazartesi geliyor. Bir şey çıkıyor. Bir hafta daha geçiyor.
“Bu ay kesin başvuracağım.”
Ay bitiyor. Form hâlâ açık sekmede duruyor.
Sonra kendime yeni bir tarih veriyorum. Bu kez daha ciddi olacağıma, daha düzenli çalışacağıma inanmak istiyorum. Ama içimde bir yer söylediklerimi eskisi kadar ciddiye almıyor. Ertelenen yalnızca bir proje olmuyor; kendi sözüme duyduğum güven de yavaş yavaş aşınıyor.
Bunu düzeltmek için büyük hedefler koymam gerektiğini sanmıştım. Bende tersi oldu. Büyük söz başlarken üzerime bir ağırlık gibi çöktü; sanki ilk adım bütün yolun sorumluluğunu da beraberinde getiriyordu. Bir gün aksatınca bütün düzenin bozulduğunu düşündüm. Bir kez geri kalınca artık devam edemeyeceğime karar verdim.
Bir de başkalarının hayatına bakıyorum. Onların yıllarını birkaç fotoğrafa sığdırıp kendi bugünüme bakarak hüküm veriyorum. Bu yaştan sonra mı? Bu kadar ara verdikten sonra mı? Herkes benden önce ilerlemişken mi? Belki geç kaldığım bir şey yok; yalnızca kurmaya henüz cesaret edemediğim bir hayat var.
Belki güven, küçük sözleri tuttukça geri geliyor. Bugün ayıracağımı söylediğim yarım saati ayırdıkça. Bir gün aksadı diye bütün işi bırakmadıkça.
***
Her ertelemenin arkasında korku yok elbette. Bazen insanın gerçekten dinlenmesi gerekir. Bazen hedef değişir; başkasından duyduğun bir başarı fikrini kendi arzun sanmış olabilirsin. Bir hedefi bırakmak, sırf başlanmış olsun diye sürdürmekten daha dürüst olabilir.
O yüzden kendime soruyorum: Bu isteği hâlâ taşıyor muyum? Onu düşündüğümde yetişemediğim için mi üzülüyorum, yoksa gerçekten yapmak istediğim için mi?
Hâlâ istiyorsam, onu sürekli geleceğe göndermek neyi koruyor? Belki beni başarısızlıktan. Belki de denesem bile istediğim hayata varamayacağım düşüncesinden.
İnsanın hayal kırıklığından korunmak için arzularını saklaması anlaşılır bir şey. Ama sakladığı şey zamanla ona yol göstermeyi de bırakıyor.
“Bir gün başlayacağım” cümlesinin içinde umut var. Ama bazen bu umut bugünü atlatmanın bir yolu oluyor. Kendime gelecekteki bir hayatı anlatıyorum; böylece bugünkü hayatımda ona yer açmak zorunda kalmıyorum. Sanki bir gün şartlar değişecek, ben de o zaman daha cesur, daha disiplinli, daha az yorgun biri olacağım.
O gün geldiğinde de belki yine tereddüt edeceğim. Yine ilk denememin eksik olduğunu düşüneceğim. O hâlde başlamak için korkunun geçmesini bekleyemem.
Kapının önünde ne kadar beklediğimi fark etmek, bazen kolu usulca çevirmek için yeterli oluyor.
***
Bugün ne kadar ilerleyebileceğimi bilmiyorum. Sonucun garantisi yok. Belki planladığım gibi gitmeyecek. Belki iş, başladığımda bambaşka bir biçim alacak.
Her şeyi bir anda düzeltmeyeceğim. Kendime yeni bir hayat vaat etmeyeceğim. Yalnızca uzun zamandır beklettiğim şeyin yanına bugün oturacağım. Ne çıkacağını görmeden, kendimden hemen iyi bir sonuç istemeden.
“Bir gün başlayacağım” demek kolay. “Bugün başladım” demekse, kusurlu da olsa gerçek bir şeyin sorumluluğunu almak.
İstediğim hayatın gelip beni bulmasını beklemeyeceğim.
Form hâlâ o sekmede açık.
Bu akşam ilk satırını dolduracağım.
Yalnızca biraz. Sonra yine biraz.
Akyürek...